Babylon NG
Simply the best definition!

Download it's free

açık

Türkçe Vikipedi, özgür ansiklopedi

Download this dictionary
Açık
Ahlak ile Dinin İki Kaynağı (1932) adlı yapıtında açık toplum / kapalı toplum ikiliğinden bahseden Henri Bergson'un, bu ikilikten yola çıkarak oluşturduğu ahlak kavramları. Açık ahlak bireysel, evrensel, yenilikçi ve özgürlükçü bir tutumu temsil ederken; kapalı ahlak sosyal sorumlulukları ve muhafazakarlığı ön planda tutar.

Daha fazla bilgi için, bkz: Wikipédia.org…

 
Açık aşağıdaki anlamlara gelebilir:
  • Açık, bir gereksinimin karşılanamaması hali;engelsiz, serbest;kapalı olmayan;rengi koyu olmayan
  • Açık kaynak (açık kaynaklı yazılım), kaynak kodu herkese açık olan yazılım
  • Açık mimari, herkese açık olan yazılım veya donanım mimarisi
  • Açık sistem, herkese açık, telif haklarından bağımsız sistem
  • Açık tohumlular, bazı bitkileri kapsayan taksonomik bir grup
  • Açık Radyo, İstanbul ve çevresine yayın yapan bölgesel bir radyo istasyonu
  • Açık Alan, Açık Radyo'nun düzenlediği bir program yarışması
  • Açık toplum, Henri Bergson tarafından geliştirilmiş bir fikir, kavram
  • Açık Yapıt, Umberto Eco'nun bir kitabı
  • Açık oturum, bir dinleyici grubu önünde, önceden seçilmiş kişilerin belli bir konuda yaptığı tartışma, toplantı, panel
  • Açık diplomasi, kamuoyunun bilgi ve denetimine açık diplomasi
  • Bütçe açığı veya açık, bir bütçedeki giderlerin gelirlerden büyük olması durumu

Daha fazla bilgi için, bkz: Wikipédia.org…


© Bu makale Vikipedi'den bilgiler kullanır ve GNU Özgür Belgeleme Lisansı tarafından lisanslanmıştır ve Creative Commons Attribution-ShareAlike Lisansı

Babylon Turkish-English

Download this dictionary
açık
n. shortage, deficient amount, shortfall, deficiency, deficit
 
adv. expressly, in blank, explicitly
 
adj. open, uncovered, wide open, visible, apparent, obvious, bare, clear, unclouded, cloudless, definite, exposed, blank, aboveground, articulate, avowed, broad, candid, categorical, clean cut, clear-cut, confessed, crystal, decided, declared
 
acıkmak
v. get hungry, feel hungry, feel peckish

Kelimeler Turkish Turkish dictionary

Download this dictionary
açık
sıfat
 
1 .    Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı:
       "Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik."- R. N. Güntekin.  
2 .    Engelsiz.  
3 .    Örtüsüz, çıplak.  
4 .    Boş.  
5 .    Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.  
6 .    Aralığı çok.  
7 .    İşler durumda olan:
       "Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar."- Ö. Seyfettin.  
8 .    Kolay anlaşılır, vazıh:
       "Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim."- R. N. Güntekin.  
9 .    Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen.  
10 .    Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen:
       "...her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o."- T. Buğra.  
11 .    Koyu olmayan (renk):
       "Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu."- Ö. Seyfettin.  
12 .    Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film).  
13 .  isim  Belli bir yerin biraz uzağı.  
14 .    Denizin kıyıdan uzakça olan yeri:
       "Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır."- B. Necatigil.  
15 .  zarf  Doğru olarak, açıkça:
       "İnsan mağlûbiyetini bu kadar açık kabul eder mi?"- M. Yesarî.  
16 .  isim  Bir ihtiyacın karşılanamaması durumu.


   Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

açığa çıkarılmak
(birini) açığa çıkarmak
(bir durum) açığa çıkmak
(bir durumu) açığa vurmak
(birinin) açığı çıkmak
açığını kapamak
açığını kapatmak
açık alınla
açık düşmek
açık kapamak
açık kapı bırakmak
açık konuşmak
(bir yer, birine) açık olmak
açık söylemek
açıkta bırakmak
açıkta kalmak (veya olmak)
açık tutmak
açık vermek
açık yürekle

Birleşik Sözler

açık açık
açık ağıl
açıkağız
açık ağızlı
açık alan
açık artırma
açık bilet
açık bono
açık bölge
açık büfe
açık celse
açık ciro
açık çek
açık deniz
açık devre
açık dolaşım sistemi
açık durum
açık duruşma
açık düşme
açık eksiltme
açık elli
açık fikirli
açık görüş
açıkgöz
açık gri
açık hava
açık hece
açık hesap
açık imza
açık işletme
açık kahverengi
açık kalp ameliyatı
açık kalpli
açık kapı politikası
açık kapı siyaseti
açık kart
açık kestane
açık kırmızı
açık kredi
açık liman
açık lise
açık maaşı
açık mavi
açık mektup
açık ordugâh
açık oturum
açık oy
açık öğretim
açık önerme
açık pazar
açık pembe
açık piyasa
açık poliçe
açık raf
açık rejim
açık saçık
açık sarı
açık sayım
açık seçik
açık senet
açık sözlü
açık şehir
açık taşıt
açık teşekkür
açık tohumlular
açık tribün
açık yara
açık yeşil
açık yürekli
açık zaman
açığa almak
açığa alınmak
bütçe açığı
dış ticaret açığı    

Türkçe Atasözleri (Turkish Proverbs)

Download this dictionary
Açık ağız aç kalmaz
bir şeyi ısrarla isteyenler onu elde ederler.

 
Açık kaba it değer
muhafaza edilmeyen şey kaybolur.

 
Açık yaraya tuz ekilmez
mustarip insanlara daha fazla acı vermemelidir.


(c) http://isimlerimiz.blogspot.com

turkish japanese

Download this dictionary
açık
akarui


| açık in English | açık in French | açık in Dutch | açık in German | açık in Russian | açık in Japanese | açık in Farsi | açık in Indonesian | açık in Malay