Babylon NG
Simply the best definition!

Download it's free

acıklı

Babylon Turkish-English

Download this dictionary
acıklı
adj. pathetic, sad, weepy, tearful, sorrowful, touching, piteous, distressing, distressful, deplorable, depressing, dolorous, hurtful, lugubrious, rueful, woeful
 
açık
n. shortage, deficient amount, shortfall, deficiency, deficit

Kelimeler Turkish Turkish dictionary

Download this dictionary
acıklı
sıfat
 
1 .    Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, koygun:
       "İçeriden ince iniltilerle karışık acıklı bir uğultu çıkıyordu."- Ö. Seyfettin.  
2 .    Acı görmüş, yaslı, kederli:
       "Kendimi bu acı ve acıklı kitlenin bir parçası gibi hissediyordum."- H. E. Adıvar.

Birleşik Sözler

acıklı komedi      
 
açık
sıfat
 
1 .    Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı:
       "Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik."- R. N. Güntekin.  
2 .    Engelsiz.  
3 .    Örtüsüz, çıplak.  
4 .    Boş.  
5 .    Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.  
6 .    Aralığı çok.  
7 .    İşler durumda olan:
       "Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar."- Ö. Seyfettin.  
8 .    Kolay anlaşılır, vazıh:
       "Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim."- R. N. Güntekin.  
9 .    Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen.  
10 .    Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen:
       "...her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o."- T. Buğra.  
11 .    Koyu olmayan (renk):
       "Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu."- Ö. Seyfettin.  
12 .    Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film).  
13 .  isim  Belli bir yerin biraz uzağı.  
14 .    Denizin kıyıdan uzakça olan yeri:
       "Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır."- B. Necatigil.  
15 .  zarf  Doğru olarak, açıkça:
       "İnsan mağlûbiyetini bu kadar açık kabul eder mi?"- M. Yesarî.  
16 .  isim  Bir ihtiyacın karşılanamaması durumu.


   Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

açığa çıkarılmak
(birini) açığa çıkarmak
(bir durum) açığa çıkmak
(bir durumu) açığa vurmak
(birinin) açığı çıkmak
açığını kapamak
açığını kapatmak
açık alınla
açık düşmek
açık kapamak
açık kapı bırakmak
açık konuşmak
(bir yer, birine) açık olmak
açık söylemek
açıkta bırakmak
açıkta kalmak (veya olmak)
açık tutmak
açık vermek
açık yürekle

Birleşik Sözler

açık açık
açık ağıl
açıkağız
açık ağızlı
açık alan
açık artırma
açık bilet
açık bono
açık bölge
açık büfe
açık celse
açık ciro
açık çek
açık deniz
açık devre
açık dolaşım sistemi
açık durum
açık duruşma
açık düşme
açık eksiltme
açık elli
açık fikirli
açık görüş
açıkgöz
açık gri
açık hava
açık hece
açık hesap
açık imza
açık işletme
açık kahverengi
açık kalp ameliyatı
açık kalpli
açık kapı politikası
açık kapı siyaseti
açık kart
açık kestane
açık kırmızı
açık kredi
açık liman
açık lise
açık maaşı
açık mavi
açık mektup
açık ordugâh
açık oturum
açık oy
açık öğretim
açık önerme
açık pazar
açık pembe
açık piyasa
açık poliçe
açık raf
açık rejim
açık saçık
açık sarı
açık sayım
açık seçik
açık senet
açık sözlü
açık şehir
açık taşıt
açık teşekkür
açık tohumlular
açık tribün
açık yara
açık yeşil
açık yürekli
açık zaman
açığa almak
açığa alınmak
bütçe açığı
dış ticaret açığı    

Türkçe Atasözleri (Turkish Proverbs)

Download this dictionary
Acıklı başta akıl olmaz
mustarip insan makul bir şekilde düşünemez.

 
Açık ağız aç kalmaz
bir şeyi ısrarla isteyenler onu elde ederler.

 
Açık kaba it değer
muhafaza edilmeyen şey kaybolur.

 
Açık yaraya tuz ekilmez
mustarip insanlara daha fazla acı vermemelidir.


(c) http://isimlerimiz.blogspot.com

Türkçe - Arnavutça Sözlük

Download this dictionary
acıklı
1. mjeruar (i)
2. dhëmbshëm (i)
 
 
açık
1. hapur (i)
açik büfe - bufe e hapur
açik deniz - det i hapur
açik destek vermek - Jap mbështetje të hapur (mbështes hapur)
açik hava müzesi - Muze i Hapur në Natyrë
açik hava tiyatrosu - Teatër i Hapur
açik madencilik yönetimi - Gërmim, shfrytëzim me mënyrën e hapur.
açik oturum - Diskutim i hapur
2. dukshëm (i)
3. çelur (i)
 

www.arnavutcasozluk.com

Mustafa YILDIZ's Turkish to English Dictionary

Download this dictionary
acıklı
sad, moving, distressing, pathetic, pitiful, piteous
 
açık
"open; (çay/kahve) weak; (yol/geçit) free, clear; (hava) clear, cloudless; (renk) light; uncovered; naked, bare; clear, plain, distinct; frank, outspoken; vacant" " boþ, münhal; (çek) blank;" "(resim/kitap vb.) smutty, bawdy, pornographic, salacious; open air; open sea; vacant position; deficit; shortfall; openly, baldly, frankly, straight out"


| acıklı in English | acıklı in French | acıklı in Dutch | acıklı in German | acıklı in Farsi